Sık Kullanılanlara Ekle
Giris Sayfasi Yap

GÜNCEL HABER

bilgi

Kullanıcı girişi

Gezinti

Anket

habershop.com

"Hülya Avşar'ın Kürt sorunu"

Üniversitelerde saçıyla ya da başarısıyla dalga geçilen Hülya, tarih profesörüne akademik ders verecek duyarlılıkta açıklamalar yapmakta ama Yusuf Beyefendi bunu da anlamamakta...

Zavallı kız, Esmer Dergisine demiş ki, “Benim babam Kürt, annem Ege’li... Ben melezim... Güzelliğim oradan geliyor... Nerede duruyorsun deseler ortada duruyorum derim...”

Reha Muhtar/VATAN
Hülya Avşar'ın Kürt sorunu !
Yusuf Halaçoğlu’nun “Kürt kökenli Alevilerin Ermeni dönmesi” oldukları şeklindeki müthiş ifşaatlarına bir yenisi daha eklendi ve “Türkmen soyundan” geldiklerini öğrenen Kürt kökenli milletvekillerinin, habere çok sevinerek Halaçoğlu’nu boynuna sarılıp öptükleri ortaya çıktı...
Yusuf Halaçoğlu bir profesör ve üstelik devletin Türk Tarih Kurumu’nun başında... Bu sıfatları taşıyan bir kişinin, “Kürt kökenli milletvekillerinin Türkmen soyundan geldiklerini öğrendiklerinde sevinçten beyefendinin boynuna sarılıp öptüklerini” açıklamasındaki hazin durumu görebiliyor musunuz?..
Yusuf Halaçoğlu, Türkmen olma sevinciyle kendisini öpen milletvekillerine -onlar her kimseler- söylesin, ortada öpmeyi ve sevinçten haykırmayı gerektiren bir durum bulunmuyor...
Benim de soyum Türkmen soyundan geliyor ve o kim olduğunu bile bilmediğim milletvekillerinden hiçbir soy sop üstünlüğüm yok, bunun için kimsenin boynuna atılıp öpmeye de gerek yok...
Çocuklaşmanın ve iyice komikleşmenin de alemi yok...
***
Konu aslında göründüğünden çok daha vahim...
Çünkü devletin bu kadar hassas bir kurumunun başındaki profesör sıfatlı zatın, “Türkmen soyundan geldiğini öğrenen Kürt milletvekillerinin sevinçten zıp zıp zıpladıklarını” söyleyecek bir subjektivitenin içine girmiş olması, Türkmen soyu, Kürt soyundan daha üstün bir ırkmış anlamına çekilecek, kasım kasım kasılan açıklamalar yapması ağır ve utanılası bir durumdur...
Bu beyefendinin sözleri buram buram ırkçılık kokmaktadır ve bu sözleri Avrupa’da birisi söylese hakkında dava açılması kuşkusuzdur...
Oysa “Türkmen olduğunu öğrenen Kürt milletvekillerinin çocuk gibi boynuna sarıldıklarını” söyleyen profesör, Hülya Avşar’ın babasının Kürtlüğü’nü de bir türlü kabul etmemektedir...
Üniversitelerde saçıyla ya da başarısıyla dalga geçilen Hülya, tarih profesörüne akademik ders verecek duyarlılıkta açıklamalar yapmakta ama Yusuf Beyefendi bunu da anlamamakta...
Zavallı kız, Esmer Dergisine demiş ki, “Benim babam Kürt, annem Ege’li... Ben melezim... Güzelliğim oradan geliyor... Nerede duruyorsun deseler ortada duruyorum derim...”
***
Hatta kızı Zehra için “Onun babası Karadeniz’li, dedesi Kürt, anneannesi Ege’li... Mükemmel bir karışım...” diyecek kadar tarih, kültür ve insanlık bilinciyle donanmış bir konuşma yapıyor...
Bu olayda insanlığın, kutsal değerlerini ve birikimini temsil eden maalesef profesör sıfatlı kişi değil, bizzat Hülya Avşar...
Kızı güzel bulup alttan alta, “güzelliği ve dişiliğiyle paraları götürüyor... Aslında kafa çalışmıyor...” diye küçümseyerek, kendi kafalarındaki bilgileri bir bok zannedenler bu olaya derinden eğilmeliler...
Bir Kürt’e “Sen aslında Türkmensin” diyerek onu yücelttiğini sanan ve onun mutluluğunu topluma açıklayarak örnek rol modeller yaratmaya çalışan, ama aslında milyonlarca insanı derinden rencide eden kişi bu ülkenin Türk Tarih Kurumu’nun başındaki kişi...
***
“Babam aşiretten geliyordu... Evde Kürtçe konuşurdu...” diyen Hülya Avşar’a, “Hayır Avşar’lar Türkmen soyudur” diye fetva veren de aynı resmi sıfatlı kişi...
Kızcağız, “Önemli olan insanların Kürt, Türk, Çerkez veya Musevi olması değildir... Böyle bir ayrım yapmam... Bu ülkede sanatçıyım ve önemli olan Türk milletine hizmet vermemdir...” diyerek olayı kapatmaya ve devletin kurumunun başındaki kişinin ayıbını örtmeye çalışıyor...
Ama profesör oralı bile değil...
Amerikan tarihininin en önemli 100 filmi arasında üstelik 8. sırada yer alan Schindler’in Listesi filmini gördü mü acaba Yusuf Halaçoğlu...
Bilmiyordur ya da biliyorsa eminim ki, “Tarihçiler o filmin gerçek belgelere dayanmadığını söylediler” diyecektir...
2. Dünya Savaşı esnasında Musevileri, Naziler’in toplama kampına gitmekten kurtaran bir Alman işadamının, Oskar Schindler’in öyküsüdür o...
O olayın gerçeklere dayanmadığını iddia edebilen tarihçi David Crowe bile, filmin yönetmeni Steven Spielberg için, “harika ve tutkulu bir sinemacı” demişti...
Spielberg’in o harika ve tutkulu sinemacı gerçekliğini, ruhsuz tarihçiliğe yüzbin kere tercih ederim ben...
Üstelik ağlayarak çıkmıştım filmden...
Beyefendinin açıklamalarını okuduktan sonrasında olduğu gibi utanarak değil...

Cevap

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.




Google




 










Analink

ANKARA


arama


Arşive gözat

« Mayıs 2008  
Paz Pzt Salı Çar Per Cum Cts
       
22 23 24
25 26 27 28 29 30 31