Sık Kullanılanlara Ekle
Giris Sayfasi Yap

GÜNCEL HABER

bilgi

Gezinti

Kullanıcı girişi

Anket

habershop.com

"Cumhurbaşkanı-Başbakan gizli görüşme yapamaz "

Bu olay siyaset tarihimizin en vahim olaylarından biridir. Demokratik ve şeffaf bir ülkede, kardeş olsalar bile Cumhurbaşkanı ile Başbakan gizli görüşme yapamaz. Eğer yaparlarsa ve bu ortaya çıkarsa Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın hemen istifa etmeleri gerekir."

Can Ataklı-VATAN

Cumhurbaşkanı-Başbakan gizli görüşme yapamaz

Pazar günü. Veliefendi Hipodromu hıncahınç dolmuş. Herkes merakla Başbakanlık Koşusu’nu bekliyor. Koşunun öneminin yanı sıra yarışı Başbakan Erdoğan’ın da izleyecek olması heyecanı artırıyor. Ancak gelen bir haber herkesi hayal kırıklığına uğratıyor. Çünkü Başbakan Erdoğan, Ankara’da çok önemli bir toplantısı olduğunu bildirerek Başbakanlık Koşusu’nu izlemeye gelemeyeceğini bildiriyor.

Başbakan’ı taşıyan Ata uçağı saat 20.30’da İstanbul’dan havalanıyor ve Ankara’ya doğru yola çıkıyor.

Saatler 21.30’u gösterirken Ankara Çukurambar Semti’ndeki Kar Apartmanı’nın önüne sivil plakalı bir araç yanaşıyor. İçinden çıkan kişi hızla apartmana giriyor ve 22 No’lu dairenin kapısı açılıyor. Az sonra yine sivil plakalı bir araç daha geliyor. Arabadaki kişi de 22 No’lu daireye giriyor.

Kar Apartmanı’ndaki 22 No’lu daire AKP İzmir Milletvekili Mehmet Tekelioğlu’na ait. Konukları ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Ülkenin en tepesindeki iki isim bu dairede tam beş saat baş başa kalıyorlar.

Saat 22.30’da ise İstanbul Güngören’de iki hain bomba art arda patlıyor. Aralarında henüz annesinin karnında birkaç gün sonra doğmayı bekleyen bir bebeğin de bulunduğu 18 kişi hayatını kaybediyor, yüzün üzerinde kişi de yaralanıyor.

Bu olay siyaset tarihimizin en vahim olaylarından biridir. Demokratik ve şeffaf bir ülkede, kardeş olsalar bile Cumhurbaşkanı ile Başbakan gizli görüşme yapamaz. Eğer yaparlarsa ve bu ortaya çıkarsa Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın hemen istifa etmeleri gerekir.

Çünkü Cumhurbaşkanı devlet protokolünü aşarak aynı zamanda bir siyasi parti Genel Başkanı olan Başbakan’la gizli görüşme yaparsa tarafsızlığını tamamen yitirmiş ve o partinin dümen suyuna girmiş demektir.

Bir Cumhurbaşkanı hele sıkıntılı bir dönem geçirdiğimiz şu günlerde herkesle görüşebilir. Hatta görüşmeli, Anayasa’nın kendisine verdiği kurumlar arası koordinasyonu sağlamalıdır. Ama bu görüşmelerin yeri sadece ve sadece Çankaya Köşkü’dür.

Gül ve Erdoğan’ın bu beş saat süren özel görüşmede ne konuştukları işin teferruatıdır. Bu da açıklanmalıdır ama gizli görüşme başlı başına bir skandal olduğu için hepsinin önüne geçer. Bu tür bir gizli görüşme devlet yapısını çökertmekle eş anlamlıdır.

AKP iktidarı belki de kapanacağı gün siyaset tarihine geçecek bir rezalete imza atmaktan çekinmeyecek kadar gözü dönmüş haldedir. Bu görüşmenin hesabı mutlaka sorulmalıdır.

*****

Terbiyesiz bir adam

Adamın adı Joost Lagendijk. Avrupa Parlamentosu Türkiye Karma Komisyonu Eş Başkanı. Bir haber kanalına çıkmış Türk milletinin gözünün içine baka baka AKP iktidarının ne kadar iyi olduğunu anlatıyor.

Türban bir siyasi sembol değil inanç gereği imiş, bunun için üniversitelere türban ile girilebilirmiş. Türkiye ya Avrupa’nın söylediğini yapacakmış ya da görüşmeler kesilecekmiş. AKP’nin kapatılmasını Avrupa Birliği asla kabul edemezmiş. Eğer parti kapatılırsa bedelini Türkiye ödermiş. Ve daha bir sürü garip laf.

AKP savunmayı Cemil Çiçek’e bırakacağına bu adamı getirip oturtsa daha iyi yapardı herhalde. Çünkü bugüne kadar AKP’yi bu adam kadar iyi savunan tek AKP’li bile görmedim.

Adam belli ki kendini sömürge valisi olarak görüyor. Ama suç adamda değil elbette. Bu terbiyesizlerin arkasına sığınıp ülkeyi karanlığa götürmek isteyen zihniyettir asıl suçlu olan.

Ve bir not: Terbiyesiz adam bir de ateist olduğunu açıklayıp Müslümanlığı öğretmeye kalkmıyor mu, işte bu çok dokunuyor insana.

*****

Saros, Özel Çevre Koruma Kurulu’na verilmeli

Saros Körfezi’nde geçirdiğimiz iki günde gerek yetkililerle gerekse bölgede yaşayanlarla ve bu bölgeden ticari kazanç sağlayanlarla uzun uzun konuştuk. Bu konuşmalarda beni şu sevindirdi: Saros henüz kaybedilmiş değil, ama alarm sinyali veriyor. Ama duyarlı çevreler, belki de ilk kez henüz bir facianın eşiğine gelinmeden önlem alınması için ayağa kalkmış durumda.

Bu durum umut yaratıyor çünkü nasıl kanserde erken teşhis hayat kurtarıyorsa Saros Körfezi de erken teşhisle eskisinden daha iyi hale gelebilir.

Saros’taki birinci tehlike şu: Bölgede “vahşi” avlanma yapılıyor. Japonlardan aldıkları açık deniz avlanma sistemlerini bir körfezde kullanan balıkçılar denizdeki balık neslini de tüketmek üzere. 20’nin üzerinde ticari nitelikteki balık türüne sahip körfezde bugün 4-5 çeşit balık çıkıyor.

Deniztemiz Derneği acil önlem olarak bölgenin Özel Çevre Koruma Kurulu denetimine alınmasını istiyor. Özel Çevre Koruma Kurulu, 1989 yılında Turgut Özal tarafından kuruldu. Kendi açıklamasına göre kurulun amacı ilan edilmiş bulunan Özel Çevre Koruma Bölgeleri’nde doğal güzelliklerin, tarihi ve kültürel kaynakların, biyolojik çeşitliliğin, su altı, su üstü canlı ve cansız varlıkların korunmasını ve bu değerlerin gelecek nesillere aktarılmasını, sürdürülebilirlik anlayışı çerçevesinde bölgelerin ekonomik kalkınmalarını sağlamak ve çevre bilincini artırmaktır.

Buradaki en önemli fark, Özel Çevre Kurulu denetimindeki bölgelerde tüm bürokratik engeller kalkmış oluyor. Otorite tek elde toplanıyor. Kurul bölgedeki imar planlarını yapmaya, enerji ve sanayi yatırımlarına, yol yapımlarına izin vermeye tek yetkili oluyor. Bunun dışında bölgedeki bilimsel ve ekolojik araştırmaların yapılmasını sağlıyor.

Saros Körfezi’ne kıyısı olan ilçelerdeki yerel yöneticiler doğal olarak bu yetkilerin tek elde toplanmasına kuşku ile bakıyor ve güçlerinin ellerinden kaçabileceğini düşünüyor.

Oysa anladığım kadarıyla bundan kuşku duyulmaması gerek. Çünkü bu sayede bölgedeki işler kolaylaşacağı gibi haksız kazançların da önü kesilecek. Konuya birkaç ayrıntı ile devam edeceğim.

*****

Temel’in köpeği

Fıkra Yıldırım Tuna’dan: Temel çok iyi eğitilmiş bir köpek satın almış, adı Bigi... Bigi, Temel’in her söylediğini anlıyor, hatta Temel eve telefon ettiğinde telefonun ilgili tuşuna basıp ahizenin karşısında havlayarak Temel’in sorularına cevap veriyormuş. Temel yine bir gün evi aramış, telefonu açan Bigi, “HAV...” demiş.

- Ula Bigi... Sen misin?

- HAV..!

- Fadime evde mi?..

- HAV..!

- Başka kimse var mı?..

- HAV...

- Ula kaç kişi var?..

- HAV, HAV...

- Ne yapıyorlar?...

- Hehehehehhhhhehhhh! (soluma sesi)

- Yahu ne zamandan beri?..

- UUUuuuuuuuuuuuuuuuuu..!

*****

Adaletin küçüldüğü ülkelerde, büyük olan artık suçlulardır. Anonim

Cevap

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.




Google




 










GÜNDEM

SİYASET

EKONOMİ

EĞİTİM

DÜNYA

SAĞLIK

SANAT

SPOR

TEKNOLOJİ

YAŞAM

Analink

ANKARA


arama


Arşive gözat

« Aralık 2008  
Paz Pzt Salı Çar Per Cum Cts
  1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31